alexandre desplat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
alexandre desplat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Şubat 2012 Cumartesi

Marilyn'li Bir Gün !


Hafta sonu için en iyi alternatif olduğunu düşündüğüm filme standartın üstünde bir beklenti ile gittim. Biyografi temasındaki filmler hep dikkatimi çeker ki söz konusu yaşam Marilyn Monroe gibi bir efsaneye ait olunca film daha dikkat çekici bir hale geliyor. (Belli ki standartın üstündeki beklentinin temel sebebi de bu.)

Marilyn solosu ile başlayan film, aynı şekilde sona eriyor. Filmin temel zemini; Marilyn Monroe'nun "The Prince and The Showgirl" çekimleri için İngiltere'ye gitmesi. Ancak filmin asıl odak noktası Marilyn ve filmde asistanlık yapan Colin Clark'ın yaşadıkları ki zaten film Colin Clark'ın yazdığı otobiyografik nitelikli iki kitaptan uyarlandı. Film çoğu kez Marilyn Monroe'nin hassasiyetini vurguluyor. Ne kadar kırılgan yapıda bir insan olduğu anlatılıyor çoğu sahnede. Bunun dışında Colin ile yaşadığı kaçamaklar, samimi duygular ve patlama noktaları!

Her ne kadar bir klasik olmasa da yıllar sonra sıkça anımsanacak olan projede (özellikle ilk yarıda) yer yer senaryo teklemeleri mevcut.

Michelle Williams oyuncuyu canlandırmak yerine düpedüz Marilyn olmayı tercih etmiş. Film boyunca muhteşem performanslarına tanıklık ederken bir yandan da onun dışında kimsenin bu role bu kadar yakışmayacağını düşünüyorsunuz. Bu rolüyle Golden Globe kazanan Williams, eğer Meryl Streep aday olmasaydı şüphesiz Oscar'ın da favorisi olacaktı! (En kötü ihtimalle Glenn Close ile).

Michelle Williams'ın dışında filmde en çok beğendiğim performans Kenneth Branagh'a ait. Usta oyuncu göz doldurucu performansı ile bulunduğu her sahnede parlıyor.

Judi Dench çok fazla sahnesi olmamasına rağmen, bulunduğu sahnelerde kendini hayranlıkla izletiyor ve hemen hemen her replik sonrası izleyicinin suratında bir tebessüm bırakıyor.

Eddie Redmayne standart bir oyunculuk sergiliyor ancak canlandırdığı karakter için ideal bir isim olduğunu belli ediyor çoğu kez.

Emma Watson da film boyunca pek görünmeyen isimlerden. Ne yazık ki bulunduğu sahnelerde de vasatın üzerine çıkamıyor. Condrad Pope ve Alexandre Desplat imzalı müzikler ise oldukça başarılı.

Başta da belirttiğim gibi "My Week with Marilyn" çok çok iyi bir film değil belki ama kötü bir film de değil. Akine salondan mutlu, tatmin olmuş bir şekilde ayrılıyorsunuz. Hoş vakit geçirmek, başarılı performanslar görmek adına kaçırılmayacak, güzel bir proje.

25 Ekim 2011 Salı

Deathly Hallows ve Oscar Beklentileri



Öncelikle filmi izleyenler bir düşünün salondan filme hayran bir şekilde ayrılmadınız mı ? Hemen hemen herkesin cevabı evet olacaktır. Bundan daha büyük bir ödül olamaz hem izleyici hem de film için.
Hazır Oscar tahminleri başlamışken karşılıklı aldığımız soyut ödül dışında somut ödüller hakkında da değerlendirme yapmak doğru olacaktır.
Seri muhteşem bir şekilde noktalanmışken bir Oscar heykelciği beklentisi var elbette ki..
Çünkü ; Her zaman hatırlanacak bir seriden bahsediyoruz. Destansı bir hikayeden bahsediyoruz ve bu bileşenlere Oscar da yakışıyor.
-
Serinin görsel efekt kategorisinde bir ödül alamaması yıllardır benim için bir şaibe. Görsel efektlere bu kadar bütçe ayıran pek fazla yapım yok zira..
Bu sene efekt kategorisinde Avatar'ın olmaması bir şans olarak görülebilir ve ödül filme çok yakın durmakta.
Sanat yönetiminde ödül ne kadar yakın durur onu bilemem ama kesin bir adaylık bekliyorum.
Filmin sinematografisi yılın en iyilerinden yani kesin bir adaylık olacaktır ve ödülü hak ettiğini düşünüyorum.
Makyaj'da da kesin bir adaylık bekliyorum ve ödül de olabilir tabi.

-
Bunlar zaten elde olan adaylıklar ancak benim beklentilerim farklı kategorilerde.
Akademinin En İyi Film ödülünü elbette ki filme vermesini beklemiyorum ancak geçen sene Toy Story'i adaylar arasına alan zihniyet filme en azından adaylık vermeli.Yani on adaylığa kadar yol varsa Deathly Hallows'a mutlaka bu kategoride yer verilmeli.

Bunun dışında bir diğer büyük beklentim Orjinal Müzik kategorisinde. Alexandre Desplat'ın muhteşem müziklerine direkt olarak ödül bekliyorum hatta düpedüz. Filmin o şairane, destansı yapısını notaları ile destekleyen müzik adamı kesinlikle ödülü hak ediyor.
Son olarak Uyarlama Senaryo kategorisinde de bir adaylık söz konusu olabilir. Sonuç olarak senaryo uyarlaması herkesi tatmin etmiş durumda.

-
Herhangi bir ödül verilmese bile benim de içinde bulunduğum nesli sihre inandıran yapım muhteşem, destansı bir final ile hepimizi mutlu etti.


Edit : Seri bir Oscar alamadı evet. Oyuncuyu makyaj ile farklı bir yaratığa dönüştüren film yerine; oyuncuyu farklı bir insana benzeten makyaja gitti ödül. Görsel efekte en fazla bütçe ayıran seride hiç bir film bu kategoride ödül kazanamadı belki ama bir neslin kalbini, inancını kazandı ve bu her şeyden daha mühim!