sezen aksu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sezen aksu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ağustos 2015 Cuma

Türk Pop Müziğinin Unutulmaz 13 Albümü

İçinde bulunduğumuz günlerde son derece burun kıvrılan bir müzik türü olsa da Pop, istenince ve özenle çalışınca incelikli albümlerin sunulabildiği bir müzik kanadı esasen. Özellikle 90'lı yıllarda başyapıt niteliğinde birçok albüm kaydedilmişti bu müzik türünde. Gelin o albümleri hep birlikte hatırlayalım!


1) Lâ'l - Sertab Erener (1994)

Sertab Erener'in 1992 yılında ortalığı kasıp kavuran ilk albümü "Sakin Ol!"dan iki sene sonra çıkan "Lâ'l" hâlâ birçok kişi tarafından sanatçının ilk albümü zannedilir. Bu yanılgının en büyük sebebi yüksek ihtimalle albümün sanatçının kariyeri boyunca kaydettiği en başarılı ve özverili çalışma olmasıdır. Başta Sezen Aksu ve Uzay Heparı olmak üzere Attila Özdemiroğlu, Fahir Atakoğlu, Meral Okay, Levent Yüksel, Mustafa Sandal ve Erdem Sökmen gibi kendi alanında ciddi başarıları olan bir müzisyen ordusu eşlik etmiştir albümde sanatçıya. Sevdam Ağlıyor, Rüya, Masal, Mecbursun, Gel Barışalım Artık, Dargın Değilim ve albüme ismini veren şahane Fahir Atakoğlu bestesi Lâ'l ile bu albümün unutulmazlar arasında yer alması zaten en başta imkânsızdır.


2) Med Cezir - Levent Yüksel (1993)

Levent Yüksel bir röportajında bu albüm için "farkında olmadan bir Best of çıkarmışım" demişti. Şimdi dönüp bakınca ne kadar haklı olduğunu çok daha iyi anlıyoruz. Sezen Aksu prodüktörlüğünde yayınlanan albümlerin başında gelen "Med Cezir" belki de en başarılısıydı. Sezen Aksu dışında Onno Tunç, Uzay Heparı, Fahir Atakoğlu, Erdem Sökmen ve Sertab Erener gibi isimlerin de katkıda bulunduğu albüm her ne kadar tüm şarkılarıyla unutulmaz ve özel olsa da Yeter ki Onursuz Olmasın Aşk, Med Cezir,İstanbul, Kadınım, Dedikodu ve Tuana hâlâ müzik sektörünü besleyen ve popülerliğini koruyan şarkılar olarak kaldı.



3) BenDeniz II - Bendeniz (1995)

90'lar demek şüphesiz ki imaj kavramını coşturan ve yazdığı, söylediği şarkılarla hayatın hiçbir döneminde unutulmayacak olan Bendeniz demektir ve Bendeniz'in yaptığı en iyi albüm "Bendeniz II"dir. İlk albümün ciddi başarısının ardından  Onno Tunç, Ozan Çolakoğlu ve Murat Yeter gibi aranjörlerle çok daha iyi düzenlemelere sahip şarkılar içerir ikinci albüm. Üstelik back vokallerde Emel Müftüoğlu, Harun Kolçak, Demet Sağıroğlu ve Ümit Sayın gibi birçok ünlü isim yer alır. Muhteşem çıkış parçası Neler Olacak, Yıldız Tilbe'nin sözlerine, Harun Kolçak'ın back vokallerine destek olduğu Elveda Dedin, Gönül Yareler İçinde gibi dönemine damgasını vurmuş hitler barındıran albümün en özel şarkısı şüphesiz ki Onno Tunç imzalı Kapında Günlerim'dir. Pop müzik tarihinin en kuvvetli gitar sololarından birini de barındırır şarkı aynı zamanda ki bizzat Onno Tunç imzasını taşır bu solo. Bu şarkının bize söylediği ise şudur: Sezen Aksu ile hiç çalışmamış olsa da Sezen Aksu ekolünün en büyük temsilcisidir Bendeniz, özellikle kaydettiği ilk iki albümüyle.


4) Deli Kızın Türküsü - Sezen Aksu (1993)

Şimdi bu albümü görünce herkesin aklında "Neden Gülümse değil" gibi bir soru cümlesi belirebilir. Evet, belki de "Gülümse" Sezen Aksu'nun en başarılı albümlerinin başında gelir fakat hem müzikal tavrı hem de önceki albümlere kıyasla cesareti "Deli Kızın Türküsü"nü bu listeye daha uygun bir albüm kılıyor. Bir kere Sezen Aksu, Onno Tunç hayatına girdikten sonra ilk kez onun olmadığı bir albüm yapıyor (yalnızca "Tenna"nın bestesi Onno Tunç'a aittir.) Çünkü bu albüm biraz da her şeyden çok Uzay Heparı demek. Şarkıların büyük bir kısmının düzenlemeleri Uzay Heparı ve Attila Özdemiroğlu'na ait. Küçüğüm, Kalbim Ege'de Kaldı, Masum Değiliz, Sude, Dert Faslı ve Adem Olan Anlar başta olmak üzere albümde yer alan her şarkı zamanla birer Sezen Aksu klasiğine dönüşmeye başarmıştır. Ciddi bir müzikal devrim de barındıran albüm "Işık Doğudan Yükselir" ve "Düğün ve Cenaze"nin de önsözü gibidir adeta. Albümün çıkışından kısa bir süre sonra hayata veda eden Uzay Heparı belki de en fazla bu albüm ve "Küçüğüm" ile hatırlanmıştır.


5) Göç - Nazan Öncel (1995)

Hâlâ daha iyisi yapılamayan siyah beyaz bir Nazan Öncel albümü. Birçok müzik eleştirmeni tarafından Türk Pop Müziğinin en iyi albümü olarak da kabul edilir. İlk olarak "Gidelim Buralardan" der Nazan albümde ve gerçekten dinleyen herkesi alıp götürür biraz. Daha sonra "Sen Beni Öldürüyorsun"da "Gözlerin gelir aklıma, ah o çocuk gözlerin" der ve daha ilk şarkıdan oluşturduğu hüzün zeminini kuvvetlendirir. Üstelik Erkan Oğur vardır albümde, Nazan Öncel şarkıların düzenlemelerini Hamit Ündaş ile birlikte bizzat kendisi yapmıştır. Bir Şarkı Tut, Ağlama Gönlüm, Nazlı Ay, Göç ve daha niceleri. 90'ların samimi, o saf havasını taşıyan son albümlerden biridir aynı zamanda. Sanat yönetmenliğini de Mete Özgencil yapmıştır.



6) Aacayipsin - Tarkan (1994)

Tarkan'ı "Tarkan" yapan albümdür "Aacayipsin". Türkiye'nin en başarılı müzisyenleri Sezen Aksu, Rıza Erekli, Ozan Çolakoğlu, Cihan Okan, Deniz Arcak, Yıldız Tilbe, Levent Yüksel, Özkan Uğur, Şebnem Ferah, Sertab Erener, Erdem Sökmen bu albüm için bir araya gelmiştir ve aşılması zor bir zirve noktası inşaa etmişlerdir. Sezen Aksu albümün çıkış parçası olan "Hepsi Senin mi"nin oluşum sürecini şu şekilde anlatmıştır: "Bir gece Tarkan, Levent ve Sertab, Tarkan'ın yeni albümünü dinlemek üzere  buraya geldiler. İlk albümünü büyük sıkıntılarla yapmış, tam olarak istediğini elde edememişti Tarkan. Ben de dinledim albümü, performansı çok güzel, bir değişim var ve o çabayı hissediyor insan. Sohbete başladık 'Bir tane hareketli, kolay takılan, lokomatif bir şarkı olsa, çıkmadı' dedi. Sohbet ederken sabah dört buçuk gibi bu şarkı bitti. Aldı şarkıyı gitti Tarkan".


7) Sevgiliye - Aşkın Nur Yengi (1990)

Aşkın Nur Yengi'nin ilk ve en güzel albümüdür. Şehrazat'ın yazdığı "Sevgiliye" dışında albümdeki tüm şarkıların söz yazarlığını Sezen Aksu yapmıştır ve Turhan Yükseler'in iki düzenlemesi dışında tüm düzenlemeler Onno Tunç imzasını taşır. Ayrılmam, Yazık, Seni Aldattım, Susma, Bile Bile başta olmak üzere baştan aşağı hit doludur albüm. Ha unutmadan aynı zamanda en güzel, en hatırlanası kartonet fotoğraflardan birine sahiptir bu nadide başyapıt.




19 Temmuz 2015 Pazar

Hayat Sana Sezen Aksu İçin Teşekkür Ederim - Sezen'li Yıllar Yazısı

Harbiye Açıkhava dış/gün

Meydanda hâlâ konseri izleyebilme umuduyla “fazla bileti olan var mı” diye soran insanlar, saat henüz sekizi gösterse de salona girebilmek için muazzam kalabalık bir kuyrukta bekleyenler, rutin rahatlıkları epeyce bozulmuş sokak hayvanları ve hevesli satıcılar. Hepsi Sezen Aksu’nun kırkıncı sanat yılına özel hummalı bir çalışma sonucu hazırlanan Sezen’li Yıllar için bir arada. Konserin ikinci günü. Böyle özel bir prodüksiyon herkesi heyecanlandırmak için gayet yeterliyken bir de önceki gün gerçekleşen ilk konserin haberleri eklenince bu heyecan yerinde duramaz bir hâl alıyor istemsiz.
Cüneyt Özdemir’in yönetmenliği, Mustafa Oğuz’un yapımcılığında hazırlanan özel şovun tanıtım süreci oldukça başarılı geçmiş durumda. Amaçlanan hissiyat fazlasıyla yaratılmış. Yukarıdaki vaziyetten anlaşıldığı üzere biletler haftalar öncesinden tükenmiş. Herkes hazır hâlde konser saatini bekliyor. Biletlerde konserin başlangıç saati akşam dokuz olarak belirtilmiş fakat seyircinin içeri girmesi, koltuklarını yerleşmesiyle birlikte saat dokuz buçuğu geçiyor..

Harbiye iç/gece

“Sezen Aksu seyircisi”nin heyecanı adeta somutlaşmış hâlde, orkestranın yerini alarak konseri bir an önce başlatması bekleniyor. Daha ilk nota beklenmeden, ışığın yere düşmesiyle birlikte alkış kıyamet hüküm sürüyor konser salonunda. İlk notanın duyumuyla birlikte daha da coşuyor tabii. Konser için özel hazırlanan perdeden her biri Sezen Aksu’nun uzun yolundaki yılları temsil eden sanatçıların geçmesiyle birlikte giderek artıyor alkıştaki şiddet. İlk olarak Deniz Yıldızı’nı duyuyoruz. Sezen Aksu söylemiyor. Orkestra Sezen’den önce belli ki repertuvara giremeyen şarkılara son bir şans veriyor. “Deniz yıldızının hikâyesidir hayat, kaç hayat kurtarırsan kâr” diyor şarkıda Sezen bilen bilir, yakın dönemdeki en başarılı albümüne ismini veren bu şarkının bir şekilde repertuvara dahil edilmesi hoş. Büyüleyici sözlerine eşlik edemesek de coşkulu introsunu duymak bile konsere adapte olmamıza yetiyor. Aynı şekilde devam eden enstrümantal Sezen Aksu potporisinden sonra piyano Küçüğüm notalarını vuruyor ve küçük cüsseli, büyük yürekli kadın aksayarak kendini seyirciye sunuyor. Uzay Heparı ölümüne sebep olan kazayı geçirdiğinde Sezen Aksu kulağına bu şarkıyı söylemiş o komadayken. Hâli hazırda tapılacak bir şarkıyken, onu tarif edilemeyecek bir uçurum kılan ve her dinleyişte bıçak bıçak kalbe değdiren de bu ölümden başka bir şey değildir. Her şarkı için özel bir koreografi ve sahne düzeni hazırlanmış. Bu noktada Zeynep Tanbay’ı gönülden kutlamak en doğru eğilim olur. Küçüğüm’den sonra hepimizi belli dönemlerde tarumar eden meşhur “aşk” şarkılarını söylemeye başlıyor; Sen Ağlama, Git, Geri Dön, Gidiyorum.. Konserin aşk bölümünü tamamladıktan sonra ölüm üzerinde yürümeye başladı Sezen ve yavaştan ağıtlarına başladı. Bana kalırsa konserin en dokunaklı kısımları da bunlardı. Önce Aysel Gürel’in alamet-i farikası Ünzile çalındı ve konserin en duygusal anlarından biri yaşandı. Tamamı kızlardan oluşan Çocuk Kalbim Seni Söyler korosu da şarkıyı söylerken eşlik etti Sezen Aksu’ya. Hemen ardından bembeyaz bir kuş kanadı açıldı ve Sezen’in Hrant Dink için yazdığı ağıt “Güvercin” duyulmaya başlandı. Seyirci bu devamlılık ile coşkusunu iştahlandırdı ve devasa bir koro oluşturdu. Sezen’in söylediği gibi: “Yurttan sesler korosu”. Metin Altıok’un güçlü dizeleriyle birlikte hep bir ağızdan söylenen Kavaklar tam da Temmuz’un ortasında Madımak’ı yad etmemize şans verdi ve alkış olarak en büyük coşku sanırım o an yaşandı. Ölümün son temsilcisi ise Erdal Eren oldu ve Aysel Gürel’in incelikle işlenmiş dizelerinden oluşan Son Bakış herkesin içini sızlattı. İkinci dünya savaşından görüntülerle 1945’i de dinledikten sonra “Dünyanın hiçbir yerinde  olana bitene bu kadar dirençli bir millet yok. Allah’tan böyleyiz..” dedi ve “… hayat düğün cenaze” diyerek ekleme yaptıktan sonra Goran Bregovic bestelerinden oluşan şahane albümü Düğün ve Cenaze’nin en akılda kalıcı şarkılarından biri olan Erkekler’i söylemeye başladı. Sahneye çıkan erkek dansçıların ardından, gökkuşağı temalı elbisesini üzerine aldıktan sonra daha da coşmaya başladı. Barkovizyonda gökkuşağı renkleriyle beliren kalp ile LGBT’ye selam çakan Sezen artarda Erkek Güzeli ve Seni Yerler’i de söyleyince seyircinin enerjisi ister istemez tavan yaptı. Bir de üstüne Sezen’in sahnedeki hâli eklenince tam seyirlik bir atmosfer oluştu.

Konserin ikinci kısmı Tutuklu, Keskin Bıçak ve İstanbul İstanbul Olalı gibi yakın döneme damgasını vurmuş Sezen Aksu şarkılarıyla açıldı. Hemen öncesinde yine bir potpori vardı elbet! Özellikle Keskin Bıçak’ın orkestra uyarlaması görülmeye değerdi. Candan Erçetin bu şarkı için “Türkçe yazılmış en iyi aşk şarkısı” demişti Beraber ve Solo Şarkılar programında Sezen Aksu’ya. Öyle de olmalı.. “Yarim keskin bıçak / Nerde bende o yürek yardan cayacak” gibi “keskin” bir cümle barındıran başka bir şarkıyla karşılaşmamız da pek mümkün değil herhalde. Yine bu noktada başta Cenk Erdoğan olmak üzere orkestraya şapka çıkarmak gerekiyor. Böyle bir orkestraya sahip olmak gerçekten güç olmalı. Cenk Erdoğan’ın gitar solosundan sonra bunu bir kez daha anladım. Hazır orkestradan bahsediyorken vokallerden bahsetmemek böyle bir yazı için büyük kayıp olur. Cihan Okan, Nurcan Eren, Tuba Önal, Dünya Kızılçay olağanüstü performans sergilediler konser boyunca. Özellikle Cihan Okan’ın Gülümse’deki solo vokali salonda dakikalarca alkış seslerinin yankılanmasına sebep oldu. Bu adamı seviyoruz burası belli. Sezen de “Evli ve çocuklu olmasa size bırakmadan ben çoktan alırdım” dedi Cihan Okan için. Türkiye müziği için Sezen Aksu ne ise, Türkiye pop müzik tarihi albümlerindeki vokaller için de Cihan Okan o demektir. Unutmamak gerek.

Sezen Aksu’nun sahnesinin ne denli esprili ve sohbet dolu geçtiğini herkes bilir. Sezen’li Yıllar’da bu durum minimuma indirgenmiş ve olabildiğinde fazla şarkıya yer vermek için çabalamış ekip. Bu durum Sezen’in tek bir cümlesiyle dahi seyirciyi kahkaha krizine sokmasına engel olmadı tabii. Seyirciyle kurduğu diyalog oldukça gerçek ve güçlü. Bu bağın kuvveti Ne Kavgam Bitti Ne Sevdam performansı ile daha da öne çıktı. Konserin PR çalışmalarında duyurulan yarışmada Sezen hayranları şarkıya karaoke yapmıştı ve en çok beğeni alan videoların sahipleri onunla birlikte sahnede yer alacaktı. Tıpkı söylendiği gibi oldu ve videolar barkovizyonda sesleriyle birlikte yer aldı ve hepsi Sezen Aksu’ya şarkı boyunca eşlik etmiş oldu. Güzel de oldu.

İkinci yarı Rakkas ile sona erdi ve Sezen Aksu sahneden ayrıldı. Seyircinin uzun tezahüratları sonrasında Sezen yeniden sahneye çıktı ve Hayat Sana Teşekkür Ederim, Şarkı Söylemek Lazım ile bis yaptı. Konser ilk olarak Rakkas ile bitince “Hayat Sana Teşekkür Ederim böyle bir konserin repertuvarına nasıl girmez” diye hüzünle düşündüm açıkçası ve Sezen “Oyuncak bebekleri sevmedim çok” diyerek giriş yapınca içim epey rahatladı. “Alkışı sevdim” dedikçe seyirci coştu ve bu özel konser için, yaşadığımız her aşk acısında yanımızda olduğu için, düğünümüzde, cenazemizde yaralarımızı sarıp kahkahamıza ortak olduğu için alkışlardan güller yağdırdı Sezen’e. Bu ülkenin yüzyıllık yalnızlık tarihinde her dönemi, her sosyal sınıfı, her kavgayı, her neşeyi, her aşkı anlattı bize Sezen. Anlattı ve biz gönülden inandık. Yeri geldi küstük çekmecelere kapattık, yeri geldi bir şarkıda yeniden buluşup daha şiddetle seviştik. Sezen şarkıları gerçektir, gerçekmiş gibi yapmaz, gerçeğin ta kendisi olur. Korkusuzdur, yanmaktan ve yakmaktan kaçmaz. Kalbinizin taa dibine kadar sokulur. Bu sebeple Mustafa Oğuz’a ve Most Yapım’a ne kadar şükran duysak az. Konserin DVD kaydı olacak mı bilinmez fakat Ekim ayında Volkswagen Arena’da daha kapsamlı hâliyle tekrarlanacak. Harbiye’de izleme olanağı bulamayanlar bu haklarını muhakkak Ekim’de kullanarak Sezen ile geçen yıllar albümüne el değdirmeli. Çektiğimiz aşk acıları, ayrılıklar, ölümler, doğumlar, sevinçler, göz yaşları hatırına… Hayat sana Sezen Aksu için teşekkür ederim. 

Doğukan Güvercin
Temmuz 2015

1 Mart 2015 Pazar

Şairane bir başyapıt: "Gök Nerede"

Fotoğraf: Aytekin Yalçın
Müziğin seyrini değiştiren insanların yapıtlarına kendisiyle aynı dönemde şahit olmak büyük keyif. Ciddi bir heyecan ve merak barındıran bekleme süreci, daha sonra yapıtla karşılaşma ve ona dair kişisel kanılara varma.. Yalnızca iki albümle alternatif popu farklı bir boyuta taşıyan, sağlamlaştırdığı bu yeni yolda yıldızlaşan ve her yaptığı işi merakla bekleten bir isim Mabel Matiz. Özellikle ikinci albümü Yaşım Çocuk ile hem ilk albümünde yarattığı kitleyi doyurmuş, hem de çok daha büyük bir kitleyi müziğiyle kesiştirmeyi başarmıştı. Yaşım Çocuk, şüphesiz ki geçtiğimiz on sene içinde müziğimizin başına gelen en güzel şeylerden biriydi ve bu sebeple Mabel'in üçüncü albümünü beklemek çok daha heyecanlı bir hâl almıştı. Yaptığı müziği en başından itibaren takip eden biri olarak albümün i-Tunes'da yayınlanmasını takiben biraz tedirgince satın alıp dinlemeye başladım "Gök Nerede"yi. Şarkıları dinledikten hemen sonra albümle ilgili bir yazı kaleme istedim ancak böyle bir yazı yazmadan önce şarkıların tamamına hakim olmanın çok daha doğru olacağını düşündüm. 

Albümün ilk teklisi "Gel" albüm yayınlanmadan bir gün önce çeşitli mecralarda duyurulmuş ve şarkıyı dinleme imkânı sunulmuştu. Şarkıyı dinler dinlemez önceki albümün çıkış teklisi Zor Değil ile istemsiz bir kıyas isteği duydum ve "Gök Nerede"nin "Yaşım Çocuk" keskinliğinden uzak bir albüm olduğunu düşündüm. Şarkı bana Sezen Aksu'yu hatırlattı ama bu Yıllar Saçlarına'daki gibi bir durum değil elbette, sanki bir Sezen Aksu şarkısı dinliyormuş gibi oldum. Hâlâ aynı duygular içinde dinlediğim şarkı -diğer şarkıları da dinledikten sonra anlıyorum ki- çıkış için çok doğru bir seçim ve muazzam bir çalışma. Şarkı şimdiden hit olmuş durumda. Açılış şarkısı Tuzla Buz ruhen önceki albümün açılış şarkısı Krallar'ı hatırlatır gibi ve en az onun kadar dolu, güzel bir şarkı. Albümdeki şarkıların aranjmanları beklendiği üzere Can Güngör tarafından yapıldı ve dinledikçe kavrayacaksınız önceki albümü çokça aşan bir sound söz konusu. Mabel'in Kars'ta yazdığı Sarışın albümün en başarılı çalışmalarından biri ve şarkıya muhakkak klip geleceğini düşünüyorum.

"Gök Nerede"nin şarkı olarak tek coverı Nazan Öncel'in kariyerinde epey büyük önem taşıyan, ilk büyük albümüne de ismini veren Bir Hadise Var. Şarkıyı Nazan Öncel'den dinlemeye alışkın olan kesim bu coverı beğeniyle karşılayacaktır bana göre çünkü Nazan Öncel şarkılarını Mabel'den dinlemeye alışkınız ve Mabel cover konusunda oldukça başarılı. Başka bir şarkıcıya kendi şarkısını emanet ettiğinde şarkının her sürecinde bulunmasıyla bilinen Nazan Öncel de Mabel'in bu yorumunu oldukça beğenmiş durumda. Bunun dışında bir de adaptasyon var: Vals. Evgeny Grinko'nun en ünlü bestesinde Mabel'in sözleri ve yorumunu duymak değişik bir deneyim. Üstelik şarkının piyano kayıtlarını da besteci yapmışken! Rock and roll ruhunu yaşatan Atlar Yoruldu, şarkıları dinledikten hemen sonra albüm içinde şahsi favorim hâline geldi. Sözler, ahenk ve müzik şahane. Bir diğer favorim ise bu şarkıdan hemen sonra çalmaya başlayan Fena Halde Bela. Fena Halde Bela'nın introsunu duyunca "Ben bu müziği bir yerden hatırlıyorum" diyenlere şarkının Barış Manço - Ahmet Beyin Ceketi eserinden sample içerdiğini de belirteyim. Alaimisema ruhunda olan Fena Halde Bela kesinlikle albümün en başarılı işlerinden. 

Daha önceden bildiğimiz iki şarkının albümde olacağını sosyal medya üzerinden duyurmuştu Mabel: Dört Duvar ve Geziyorum Dünya İşte. Özellikle Dört Duvar'ı albümdeki aranje ile dinlemek çok güzel. Geziyorum Dünya İşte ise hemen hemen canlı kayıtlarda duyduğumuz altyapıya sahip. Albüme ismini veren Gök Nerede, Kaba Kağıt ve Pullarımı Gömdüğüm Deniz albümün karanlık üç kolu. Kaba Kağıt altyapı olarak Atlar Yoruldu'nun biraz daha koyu hâli ve Mabel'in aranjesine katkıda bulunduğu iki şarkıdan biri. Diğeri ise Ahu. Nakaratında Göksel'in back vokallerini de duyduğumuz Ahu'yu bir balad olarak beklesem de çok kolay sevip, alıştım. Mabel'in de söylediği gibi doksanlar ruhunu yansıtan, başarılı bir çalışma olmuş. Ah Bu Sefer, Yarım Kalan Şarkı ve son olarak Denize Doğru bize gösteriyor ki Mabel ve Göksel hem söz, hem de ses olarak müzik piyasasında birbirine en çok yakışan ikili. Bütün şarkılardan bahsetme isteğimle birlikte, Adını Sen Koy'u en sona sakladım çünkü albümü sindirdiğim şu günlerde taze favorim kendisi. Giriş müziğiyle Sahilde Bir Sarhoş'u hatırlatan ama karakter olarak ondan çok farklı bir şarkı olan Adını Sen Koy, sözleri ve müziğiyle uzaklara götüren naif bir şarkı ve umarak söylüyorum ki zamanla albümde sıyrılan teklilerden birine dönüşecektir.

Sonuç olarak albümü dinlemeden önceki kaygımın yersiz olduğuna sevindim. Yaşım Çocuk'tan farklı yerde duran, en az onun kadar başarılı hatta sound olarak onu da aşan bir albüm var elimizde. Şarkılardaki her kelam bize anlatıyor ki upuzun, yorucu ve emek dolu bir süreçten geçmiş albüm. Mabel'in albümün sürecini paylaştığı blog da bunun delili! Artık şundan emin olabiliriz: Mabel Matiz müziğimizin içinde bulunduğu dönemin en büyük ozanlarından biri, albümlerinde yer alan her şarkıya aynı derecede önem veren değerli bir müzisyen ve Gök Nerede şairane bir başyapıt!

27 Mayıs 2011 Cuma

Bir Albüm Değerlendirmesi : ‘Öptüm’



'Unuttun mu Beni ?' ile muhteşem bir giriş mevcut albüme. "Hiç düşmedim mi aklına ? Hiç çalmadı mı o şarkı ?". Bu sıralı iki cümle beni benden alıyor şarkı boyunca.Hatta biraz düşününce belki daha fazla bile.Çok çok güzel bir şarkı olmuş gerçekten.
Hemen ikinci sırada şu an benim favori şarkım olan 'Arkadaş Şarkısını Duyunca' var.Favori olmayı hakeden bir şarkı gerçekten.Sızlıyor bu güneşli günlerde bile bu şarkı ile insanın içi.
Üç numara 'Ballı'.Bir Nazan Öncel şarkısı.Albümün en keyifli şarkısı.Eğlenmek için bire bir.Sezen'in de eşsiz yorumu ile şarkı daha başka bir mükemmelleşmiş. (Hazır Nazan demişken ; Keşke ben bu satırları ayzarken onun da albümü çıkabilse !)
Dört numara ; 'Vah'. Çok güzel bir şarkı ama nedense her dinlediğim de es geçiyorum listeden bu şarkıyı.Ya tanıdık ezgisi uzaklaştırıyor beni kendinden ya da henüz hazır değiliz ikimiz de kaynaşmaya.
Beş numara 'Ayar'. Bayıldım bu şarkıya muhteşem olmuş.İlk dinlediğimde pek dikkat etmesem de şu an şarkının tiryakisiyim.
Ve işte en zor değerlendirme ; 'Sayım'. Açık söylemek gerekirse ilk dinlediğim an beste için 27 sene beklemeye pek de gerek yokmuş gibi geldi bana.Ama uyarmalıyım ki şarkı dinlendikçe güzelleşiyor.Hele ki Cemal Süreya'nın o eşsiz cümlelerini her dinlediğinizde biraz daha anlamaya başlayınca..
'Acıtmışım Canını Sevdikçe' albümün belirtmek istediğim iyilerinden.Özellikle nakaratı uzaklaştırıyor sizi bulunduğunuz yerden.
Sonuç olarak doya doya dinlenecek muhteşem 10 Sezen şarkısı var elimizde.Sezen'in temennisi gibi ; Bu yaz gerçekten de sandığımızdan iyi geçecek.Sezen'de bizi öpmüşken.Şanslıyız !